Rota Hakkında
Dalyan (Paradeniz) kıyısından başlayarak İncekum Burnu’na uzanan yürüyüş rotası, büyük bölümü deniz kenarında ve kum üzerinde geçen, sıra dışı bir parkur sunar. Göksu Deltası’nın etkileyici manzarası eşliğinde, Göksu Nehri’nin binlerce yılda biriktirdiği alüvyonlarla oluşan bu bölge, yürüyüşçülere eşsiz bir doğa deneyimi yaşatır. Ancak, deniz tuzu ve güneşin birleşimi nedeniyle sıcak havalarda yürüyüş zorlayıcı olabilir. Gölgelik alan ya da su kaynağı bulunmadığından, yaz mevsiminde yürünmesi tavsiye edilmez. Bu noktada kamp yapmayı planlayan yürüyüşçülerin gerekli hazırlıkları yapmaları gerekir. İncekum Burnu’ndan Taşucu’na uzanan güzergâh da benzer koşullara sahiptir. Yaklaşık 10 kilometrelik bu yol, sıcak havalarda yürüyüşçüler için zorlu hale gelebilir. Taşucu, Mersin’e 85 km, Silifke’ye ise 10 km uzaklıkta bulunan şirin bir sahil kasabasıdır. Günümüzde balıkçılık ve turizmin öne çıktığı bu liman kasabası, Kıbrıs’a giden feribotların kalkış noktasıdır. “Arslan Eyce” Amphora Müzesi’nde, bölgedeki batıklardan çıkarılan ve balıkçı ağlarına takılan çok sayıda amphora sergilenmektedir. Sahilde yer alan Deniz Kızı heykeli de görülmeye değer yapılar arasındadır. Tarihi MÖ 7. yüzyıla dayanan antik Holmoi kenti, Seleukos I. Nikator döneminde halkının Silifke’ye yerleştirilmesiyle Seleukeia’nın limanı haline gelmiştir. Bizans dönemine kadar önemini koruyan bu liman, ticaretin yanı sıra Hristiyanlık döneminde Azize Thekla Kilisesi’nin bir hac merkezi olmasıyla da dikkat çekmiştir. Taşucu’ndan Eğribük (Barbaros) Koyu’na uzanan yürüyüş rotası, Akdeniz’in doğal güzellikleriyle çevrili bir parkurdur. Renklerin değiştiği kıyı şeridi, koylar ve kumsallar yürüyüş boyunca adeta bir tablo gibi gözler önüne serilir. Holmi antik kentinin kalıntıları arasından geçerek Akçakıl, NATO deniz üssü olarak kullanılan Liman Kalesi ve etkileyici manzarasıyla Boğsak Koyu’na ulaşılır. Boğsak Adası’nın da manzaraya dahil olduğu bu güzergâh, sonunda Eğribük (Barbaros) Koyu’na vararak yürüyüşçülere unutulmaz bir Akdeniz manzarası sunar. Eğribük Koyu’ndan Mavikent’e doğru ilerleyen parkur, doğal güzelliklerin içinde yürüyüşçülere görsel bir şölen sunar. Yaklaşık 13 kilometrelik bu orta zorluktaki rota, Akdeniz’in eşsiz manzaraları eşliğinde keyifli bir yürüyüş imkânı tanır. Mavikent’ten Tisan’a uzanan yol, Dana Adası’nın karşısında, çam ormanlarıyla çevrili ve Akdeniz’in mavisiyle süslenmiş bir güzergâh sunar. Kolay bir yürüyüş parkuru olan bu rota, 8 kilometre uzunluğundadır. Tisan Yarımadası boyunca uzanan rota, Aphrodisias antik kentinin kalıntıları arasında, Akdeniz’in mavisi, laciverdi ve türkuazı ile iç içe ilerler. Zaman zaman ormanlık alanlara girerek farklı manzaralar sunan bu yürüyüş parkuru, yaklaşık 9 kilometre uzunluğundadır. Antik kent kazılmamış olsa da, yürüyüşçüler MÖ 5. veya 4. yüzyılda inşa edilmiş görkemli sur duvarları ve kulelerin yanı başında ilerleyerek tarihin izlerini keşfetme fırsatı bulurlar.
Rota Özellikleri
Rota Detayı
Rota Etapları
Büyük bölümü denizin kıyısında ve kum üzerinde yürünen, ancak çöl etkisi yaratan sıra dışı parkurlardan biridir. Özellikle sıcak havalarda yürünmemelidir. Göksu Deltası üzerinde bulunan Dalyan’ın (Paradeniz’in) kıyısından devam eden parkurda dileyen isteğe bağlı olarak İncekum Burnu’nun en güney noktasına yürüyüş yaparak geri parkura girebilir. Toroslar’ı yararak geçen, geçtiği her karışı bereketle yıkayan denize döküldüğü noktada oluşturduğu 15 bin hektarlık devasa Göksu deltasında Caretta Carettalara, mavi yengeçlere ve nadir kuş türleri görselleri ile 16.05 kilometrelik muhteşem bir yürüyüş olacaktır. Mersin’in 85 km, Silifke’nin ise 10 km güney batısında yer alan Akdeniz’in bu şirin ilçesinde bugün ağırlıklı olarak balıkçılık ve turizm yapılmaktadır. Kıbrıs’a giden feribotlar bu ilçeden kalkmaktadır. “Arslan Eyce” Amphora Müzesi’nde özellikle yakın çevredeki batıklardan balıkçı ağlarına takılarak çıkartılmış olan çok sayıda amphora sergilenmektedir İlçenin güzel sahilinde yer alan Deniz Kızı heykeli de görülmeye değer anıtlardan biridir Antik ismi Holmoi olan Taşucu, MÖ 7. yy da kurulmuş bir kent olarak bilinmektedir. Antik coğrafyacı Strabon, Seleukeia kentinin (Silifke) kurulması sırasında, Seleukos I. Nikator’un (MÖ 312-281) Holmoi halkını Seleukeia’ya yerleştirdiğini aktarmaktadır. Bundan sonra Holmoi, Seleukeia kentinin limanı olarak kullanılmıştır. Bu liman, Akdeniz’in işlek limanlarından biri olarak Bizans dönemine kadar önemini korur. İşlek olmasının tek nedeni Seleukeia kentinin ticari ilişkileri olarak düşünülmemelidir. Hıristiyanlık döneminde Azize Thekla kilisesinin bir hac merkezi olması bu özelliğini pekiştirmektedir. Denizin tuzuyla birleşen güneş, bu yolda kavurucu bir etki yaratmaktadır. Sığınacak bir ağaç gölgesi veya su ihtiyacını karşılayabilecek bir kaynak yoktur. Yaz mevsiminde yürünmesi tavsiye edilmemektedir. Baharda ve sonbaharda yürünmesi önerilir. Kamp yapmak için bu noktayı tercih edecek olanların hazırlıklı olması gerekir.
33 numaralı etap için anlatılan özellikler aynen bu etap için de geçerlidir. Bu etabın yaz mevsiminde yürünmesi tavsiye edilmemektedir. Bahar ve Sonbahar aylarında yürünmesi önerilir. 34.parkur bir önceki parkur rotası üzerinde Taşucu’na yakın bir noktada ince kum burnuna doğru bir daire yapılarak başlar ve geri 33.parkur rotasına girilir.
Mersin’in bu kıyıları olağanüstü doğal güzelliklerle doludur. Akdeniz, bu parkurdan batıya doğru farklı bir renk cümbüşüne bürünür. Renklerin yanı sıra, denizin karayla birleştiği noktalar, koylar ve kumsallar cennetten birer parça izlenimi uyandırır. Taşucu’nun hemen batısında Holmi kentinin kalıntıları arasından geçtikten sonra, Akçakıl, ardından NATO deniz üssü olarak kullanılan Liman Kalesi ve en etkileyici manzaralardan birine sahip olan Boğsak Koyu sıralanır. Bu koyun girişinde yer alan Boğsak Adası manzaraya daha da görkem katar. Parkurun sonunda ulaşılan Eğribük (Barbaros) Koyu ise parkurun ödülü olarak tanımlanabilir. Gerçekten de Akdeniz’in en güzel manzaralarından biri bu koyda görülecektir. Yaklaşık 15.62 kilometrelik parkur orta zor olarak tanımlanabilir.
Akdeniz’in en güzel manzaralarından birine sahip olan Eğribük Koyunda başlayan yürüyüş, aynı doğal güzelliklerin devamı olan ve birer tablo izlenimi veren manzaralarla görsel şölene dönüşmektedir. Eğribük Koyunda başlayan yürüyüş, aynı doğal güzelliklerin devamı olan ve birer tablo izlenimi veren manzaralarla görsel şölene dönüşmektedir. Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Eğribük Koyu, aynı zamanda Barbaros Koyu olarak da bilinmektedir. Mersin – Antalya yolu üzerinden, deniz güzergahına 3 kilometre bulunan Eğribük Koyu, iki yüksek dağ arasında bulunan bir cennet güzelliğidir. Eğribük Koyu’na insan elinin değmemiş olması büyük mucize. Alanda hiçbir işletme yok. Sadece yerel halka ait birkaç ev var. Yerel halk; gözleme, çay ve kahve gibi hizmetler sunuyor ancak tüm ihtiyaçlarınıza karşılık veremeyebilir. Mavi ile yeşilin arasında atacağınız her adımda doyumsuz bir sunumu olan parkurun mesafesi 13.12 km olup orta zorluktadır. Parkur bitim noktası olan Mavi kentte market büfe bulunmaktadır. Mavikent kamp yapmak için uygundur.
Dana Adası’nın karşısındaki Mavikent bölgesinden başlayan yürüyüş parkurunun bir yanı çam ormanları ile kaplıyken, diğer yanda Akdeniz’in olağanüstü renkleri yürüyüşçülere eşlik etmektedir. Parkur 8.13 km olup deniz kıyısından çok işlek olmayan araç yolundan verilmiştir. Dileyen bu parkuru aracı ile geçerek 38.parkura gidebilir. Baharda ve sonbaharda yürünmesi önerilir.
Aphrodisias antik kentinin bulunduğu yarımadayı baştan sona Akdeniz’in mavisi, laciverdi ve türkuazı ile dolaşan parkur, zaman zaman ormanın içine de girip çıkmaktadır. Yarımadaya ve çevresine yayılmış olan Aphrodisias antik kentinin kazısı yapılmamıştır ancak yürüyüşün önemli bir bölümü MÖ 5 veya 4. yüzyılda inşa edilmiş olan görkemli sur duvarları ve kulelerin yanında yapılacaktır. Parkur 11.03 km olup orta zorluktadır. Aphrodisias antik kentinin bulunduğu yarımadayı baştan sona Akdeniz’in mavisi, laciverdi ve türkuazı ile dolaşan parkur, zaman zaman ormanın içine de girip çıkmaktadır. Yarımadaya ve çevresine yayılmış olan Aphrodisias antik kentinin kazısı yapılmamıştır ancak yürüyüşün önemli bir bölümü MÖ 5 veya 4. yüzyılda inşa edilmiş olan görkemli sur duvarları ve kulelerin yanında yapılacaktır. Bembeyaz kumu, turkuaz rengi deniziyle adeta mercan koylarını andıran Tisan Yarım adası, Maviyle yeşilin buluştuğu bu muhteşem koyun Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında helikopterle oradan uçan bir albay tarafından keşfedildiği söyleniyor. Daha sonra bölgeyi gezen albay arkadaşlarıyla Tisan Yapı Kooperatifi kurarak 1976 yılında bir site inşa ediyor ve tatil bölgesi olan yarımada da adını bu kooperatiften alıyor. Yarımadada doğu ve batı olmak üzere beyaz kumlu, turkuaz renkli iki koy ve doğuya bakan koyun karşısında, tatilcilerin yüzerek gidip gelebilecekleri mesafede iki de ada yer alıyor. Yarımada doğal güzelliği kadar tarihi kalıntılarıyla da dikkat çekiyor. Bazı kaynaklara göre, yarımadanın geçmişi milattan önce 7. yüzyılda kurulan bir Yunan kolonisi olan Aphrodisias’a kadar uzanıyor. Buna göre Tisan bölgesi aynı zamanda tanrıça Afrodit’e adanan anlamına gelen antik Aphrodisias (benzer isimle Aydın’da da bir yerleşim olduğundan karıştırılmaması için Kilikya Afrodisias’ı olarak da biliniyor) yerleşiminin de bulunduğu tarihi bir bölge. Parkur kolay olup baharda sonbaharda yürünmesi önerilir. Parkur başlangıç ve bitiş noktasında market pansiyon lokanta market bulunmaktadır.

